Posts Tagged ‘Sinan Çetin’

Bonanza arşivinden…

Bugün Creative Bonanza arşivlerine dalıp, 2010-2011 yıllarının akılda kalan sahnelerini hatırlayacağız. Bu arada Creative Bonanza’nın aslında ne iş yaptığını da belki hatırlarız…
Yolculuğumuza 2010 yılının ılık bir bahar gününden başlayalım (Arka planda şu müziği çalabilirsiniz):

Mayıs 2010 > Max Borka, adeta bir Willy Wonka gibi Bonanza’nın hayatına girdi ve Almanya’daki “Spagat” sergisinin ilk hazırlıkları işte böyle başladı.

Haziran 2010 > Bülent Kutlu, Creative Bonanza ekibine 10 kaplan gücüyle katıldı.

Ekim 2010 > Creative Bonanza’nın tasarım ürünleri markası Hoi, Bilstore’un Şişhane’deki konsept mağazasında görücüye çıktı.
Ekim 2010 > W.Pilates Coolgray VI, Creative Bonanza ekibine 1 pisi gücüyle katıldı.

Eylül 2010 > Az zamanda büyük işler başaran Bülent, stajyerlik görevini tamamlayarak, törenlerle okuluna uğurlandı. Bonanza hüzünlü ve 10 kaplan eksik kaldı. Zaten mevsimlerden de sonbahardı…

Ekim 2010 > Hoi internet sitesi whatthehoi.com açıldı, ama o kadar.

Kasım 2010 > Londra merkezli Edge of Arabia, serginin İstanbul ayağının iletişimini yürütmek üzere, Creative Bonanza ile anlaştı.

Kasım 2010 > Creative Bonanza, Dardanel’in zincir restoran projesi “Dardenia” için kurumsal kimlik çalışmalarına balık aşkıyla başladı.

Aralık 2010 > Creative Bonanza, “Spagat! İstanbul Design” sergisinin açılışına katılmak üzere, Almanya’nın karlı yollarına düştü.-13 derecede, ajansın adını Creative Donanza olarak değiştirme kararı alınsa da, İstanbul’a dönüldüğünde bu karar hemen unutuldu.

Aralık 2010 > Creative Bonanza, Dardanel’in meşhur üçgen sandviçlerinin ambalajlarını yenilemeye girişti.

Ocak 2011 > Aryum ve Kurt Kapak firmalarının broşür hazırlıkları başladı. Fotoğraflar çekildi, kapaklar geldi, kutular gitti, sıra sıra tüpler yan yana dizildi.

Ocak 2011 > Nezih Kitabevi, pazarlama iletişimi ve kurumsal kimlik tasarımı hizmetleri için Bonanza ile anlaştı.

Şubat 2011 > Bonanza, 2009’da tek seferlik bir çalışma yaptığı Contemporary İstanbul’un, 2011 kampanyasını üstlendi.

Mart 2011 > Tüm tasarımları Bonanza tarafından yapılan Dardanel’in Dardenia restoranı, ilk şubesini Bağdat Caddesi’nde açtı. Hem tasarımlar, hem de ürünler pek leziz oldu. Posterler, servis malzemeleri, ambalajlar, menüler, fotoğraflar, panolar derken meğer bayağı yol ve kilo almışız.

Nisan 2011 > Bonanza ekibi, topluca rejime başladı.

Mayıs 2011 > Pilates, 2 yavrusuyla 3 pisi gücüne ulaştı.

Mayıs 2011 > Creative Bonanza, 360HR İnsan Kaynakları Yönetimi için kurumsal kimlik çalışmalarına başladı.

Haziran 2011 > Dardanel sandviçler, yeni ambalajlarıyla raflarda! Diğer Dardanel ambalaj çalışmaları, son sürat devam ediyor.

Temmuz 2011 > Dualarımız kabul oldu, Bülent geri döndü! Haleluya!

Temmuz 2011 > Creative Bonanza iki sokak aşağıya taşındı, Sinan Çetin’in yan komşusu oldu.

Ağustos 2011 > Creative Bonanza web sitesini azıcık yeniledi.

Ağustos 2011 > Küpşehir Sergisi, Design Spotter sitesinde yayınlandı.

Eylül 2011 > Bonanza’nın en genç üyeleri Sarmal ve Tekil, “Üzüntü ve Muz Kabuğu” operasyonuyla yeni evlerine kavuştular.

Eylül 2011 > Creative Bonanza, stop motion sularını keşfe çıktı. Bu sırada Facebook ve Youtube sayfaları üzerinden, “Karga Karga Mortladı” ve “Doggy Syle” isimli kısa metrajlı filmleri yayınladı. Filmlerin başrollerinde boy gösteren Hoi’ler, skandallara imza atarken, çeşitli etkinliklerle de isimlerinden söz ettirdiler.

Eylül 2011 > Creative Bonanza’nın Hoi’leri, İstanbul Design Week ve İstanbul Design Spirit’e katıldılar.

Eylül 2011 > Hoi’ler basında!

Ekim 2011 > Creative Bonanza sıkıldı, parti yapmaya karar verdi. Ofis malzemeleri partiye erken başladı.

Ekim 2011 > Bonanzaseverler de partiye katıldı. Soğuk-moğuk demeden Lokal Pera’da toplanan kalabalık, Creative Bonanza NIGHT SHIFT Party‘de çılgınca eğlendi. (En azından bize öyle dediler)

Ekim 2011 > playGo ve zöet markaları, Creative Bonanza renklerine katıldı. Reklam kampanyası için çalışmalar, son sürat başladı.

Ekim 2011 > Bonanza saati uygulamasına geçildi.

Ekim 2011 > Creative Bonanza, Grafik Tasarım Dergisi’nin Eylül-Ekim 2011 sayısına haber oldu.

Kasım 2011 > HAM HUM sergisi çalışmaları başladı. Ofisi kargalar, tilkiler, balinalar bastı.

Aralık 2011 > HAM HUM sergisi çalışmaları hız kazandı. Bonanza, Şubat’taki sergiye neredeyse hazır.

Aralık 2011 > Shopamani mobil uygulamasının düzenlediği kampanyada, playGo büyük ödüllerden biri oldu. Kampanya büyük ilgi gördü.

Ocak 2012 > Creative Bonanza’da din ve devlet işeri ayrıldı. Ajans işleri Creative Bonanza’ya, sergi ve tasarım ürünleri Hoi markasına kaldı.

Ocak 2012 > whatthehoi.com, online satışa hazırlanıyor… HAM HUM ve Küpşehir’in ünlü simaları, birer tasarım ürününe dönüşmüş halde, whatthehoi.com‘da olacak.

Ocak 2012 > HAM HUM sergisinin haberleri, Mimarizm ve Evoria sitelerinde çıktı.

Reklamlar

Sinan Çetin ile Teoman arasında bir yerde…

Biz taşındık. Çok uzağa değil ama merak etmeyin. Eski yerimizden sadece birkaç sokak öteye. Şimdi deniz manzaramız var. Aynı zamanda dört bir yanı inşaatlarla çevrili bir adada yaşıyor gibiyiz. Gerçi İstanbul’un her sokağında böyle bir durum var galiba. Ama bu bize; manzaramızı kapatıp, hayatı zehir etmek için yapılmış bir komplo gibi geliyor daha çok.

Manzara

Manzara


Bir de yeni adresimiz, nasıl desem… Sanki biraz kurumsallıktan uzak. “Alçakdam Sokak, Pürtelaş Mahallesi, Alev Hanım Apartmanı”… Çok ayıp şeyler yapıyormuşuz burada gibi bir intiba yaratıyor. Neyse, herhangi bir intiba yaratıyor en azından. Tabii aynı mahallede Alçakdam diye iki farklı sokak olması ve bizim sokağın yarısının isminin başka, diğer yarısının isminin başka olması hayatımızı kolaylaştırmıyor. Her gelen kurye önce yolunu şaşırıp, bi eski ofise uğruyor. Her gelen müşterimizi ise, taksi durağından gidip almamız gerekiyor. Genelde verdiğimiz tarifin acayipliğinden ötürü kafaları karışmış, sağını-solunu bilmez bir şekilde buluyoruz onları. Kabul, ofis toplantıları için ideal bir yer değil belki de… Ama olsun, yeni ofisimiz çok şirin. Bir de manzara güzel demiş miydim?
Buraya taşınacağımızdan bahsettiğimiz ilk kişi bize; “Teoman da orada oturuyor” demişti. Hemen bitişiğimizde de Sinan Çetin’in Plato’su var. Yani bizi ararsanız, Sinan Çetin ile Teoman arasında bir yerdeyiz. Yolu bulursanız, kahveye bekleriz.